acı

1 İsim

Tat alma organında bazı maddelerin bıraktığı yakıcı durum, tatlı karşıtı

Cümle 1: Acıyı sever.

Sıfat

Tadı bu nitelikte olan

Cümle 1: Acı kahvesini yudumluyordu. - T. Buğra

Sıfat

Keskin, hoşa gitmeyen, şiddetli

Cümle 1: Acı soğuk. Cümle 2: Acı çığlık. Cümle 3: Acı poyraz kuvvetle esiyordu. - O. Kemal

Sıfat

Renk için, koyu

Cümle 1: Sıcak iklimlerde bu mevsim, tek renktedir, sadece acı yeşildir. - R. H. Karay

Ağrı, sancı

Cümle 1: Belli bir yerinde kırık çıkık acısı yoktu. - M. Yesari

Dışarıdan gelen bir etki ile dış organlarda birdenbire oluşan ve o etkilerin kalkması ile duyulan rahatsızlık, ıstırap

Cümle 1: Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi. - P. Safa

Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, korkunç

Cümle 1: Acı şeyler Halûk, fakat gerçek. - T. Fiikret Cümle 2: Acı söz insanı dininden çıkarır. - Atasözü

Ölüm, yangın, deprem gibi olayların yarattığı üzüntü, keder, elem

Cümle 1: İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir. - Y. Z. Ortaç

2 İsim

Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğrunun oluşturduğu çıkıntı

Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye

Görüş, bakım, yön

Cümle 1: Bu röportajların özellikleri açı tazeliği, sunuş özelliği ve kıvrak mizahı idi. - H. Taner