ağırlık

1 İsim

Ağır olma durumu

Cümle 1: Taşın ağırlığı. Cümle 2: Yükün ağırlığı.

Değerli olma durumu

Cümle 1: Hediyenin ağırlığı.

Ağırbaşlılık

Cümle 1: Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi.

Tehlikeli olma durumu

Sıkıntılı, bunaltıcı durum

Cümle 1: Havanın ağırlığı.

Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri

Cümle 1: Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum. - F. R. Atay

Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiği para, kalın

Uyuşukluk ve gevşeklik durumu

Cümle 1: Beynime bir ağırlık peyda olmuştu. - A. Gündüz

Uykuda iken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum

Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke

Takı

Cümle 1: Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti.

Yük, külfet

Cümle 1: Bütün ailenin ağırlığı omuzlarındadır.

Sorumluluk

Cümle 1: Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim.

Etki, yetki, baskı, güçlük

Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak

Cümle 1: Şimdi bütün ağırlığı reklâma vermeli. - A. İlhan

Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne

Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değer tanınması