bütün

1 Sıfat

Eksiksiz, tam

Cümle 1: Bir oturuşta bütün bir ekmeği yedi. Cümle 2: Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede. - N. Cumalı

Parçalanmamış

Cümle 1: Bir bütün ekmek. Cümle 2: Elini tuttu. Bütün oyun boyunca da bırakmadı. - Sait Faik Abasıyanık

Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi, bütünü

Cümle 1: Bütün gözler bir şey bekliyordu. - H. C. Yalçın Cümle 2: Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu. - Y. K. Karaosmanoğlu

Ufaklık, bozukluk olmayan (para)

Cümle 1: Bütün para.

İsim

Birlik, tamlık

Cümle 1: Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder. - O. V. Kanık