ekmek

1 -i

Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek

Cümle 1: Bu yıl tarlaları erken ektik. Cümle 2: Çıplak bir alan, çevre okulları öğrencilerinin eliyle ektiği bin çam fidanı ile şenleniverdi. - H. Taner

Toprağı ekip biçmek için kullanmak

Cümle 1: Ancak senede otuz dönüm ekebiliyor. - M. Ş. Esendal

-e

Serpmek

Cümle 1: Yemeğe biber ekmek.

Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak

Cümle 1: Fesat tohumları ekenler...

Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak

Cümle 1: Lâle ile Günnur kendilerini ektiğim için müthiş içerlemişler. - H. Taner

(para için) Boşuna harcamak, ziyan etmek

Yarışta geçmek

Cümle 1: Bizim otobüs onları ekti.

2 İsim

Çeşitli tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, saçta veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek

Cümle 1: Mısır ekmeği. Cümle 2: Odayı, tatlı, sıcak bir kızarmış ekmek kokusu bürümüş. - Y. Z. Ortaç

İnsanı geçindirecek iş, kazanç

Cümle 1: Biz iyi kötü tiyatroya bağlamışız ekmeğimizi. - N. Cumalı

Yemek, aş

Cümle 1: Ekmeği bizde yiyelim mi? Allah ne verdiyse. - T. Buğra