kılavuz

1

(dar, uzun bir yerden) Kolaylıkla bükülebilen yay biçiminde tel, kablo vb. geçirilirken bunların ucuna bağlanan sert nesne

Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici gibi araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası

Bir devletin kılavuz alınması mecburî olan sularında gemilere yol gösteren kimse

Cümle 1: İstanbul Boğazından kılavuz almadan geçmek yasaktır.

İsim

Genel olarak yol gösteren kimse, rehber

Cümle 1: Yol kılavuzu. Cümle 2: Mum tutan kılavuzların arkasından içeri girdik. - F. R. Atay

Yol yöntem gösteren şey

Cümle 1: Öğrenci kılavuzu.

Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse

Ruhî ve zihnî bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse

Cümle 1: Kılavuzumuz Atatürk'tür.

Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç