oymak

1 -i

Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak

Cümle 1: Bir çıbana bile bakamam fakat senin gözlerini oyabilirim. - P. Safa Cümle 2: Bir ağaç kütüğünü keser, oyar, nakışlayıp bezerdi. - S. Ayverdi

Kumaş gibi bir şeyi girintili bir biçimde kesmek

Cümle 1: Gömleğin yakasını ve koltuğunu biraz oydu.

2 İsim

Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, bir çok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, aşiret

Cümle 1: Dayısı, amcası dahil, obadan, oymaktan kimse dünür gitmeye gönüllü değildir. - T. Buğra

İzcilikte küçük birlik

Cümle 1: Oymak beyi.

3 İsim

Hemen hemen benzer veya aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolunun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri