parça

1 İsim

Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey

Cümle 1: Yolun bu parçası bozuk.

Bir bütünden kopmak, kırılmak, yırtılmak vb.yoluyla ayrılmış bölüm

Cümle 1: Köpekler, yılanın parçalarını kokluyor, yemek istemiyorlardı. - M. Ş. Esendal Cümle 2: Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır. - H. Taner

Birkaçı bir araya gelince bir bütünü oluşturan şeylerin her biri

Cümle 1: On parçadan yapılmış bir oda takımı.

Sayı sıfatıyla "tane" anlamına gelir

Cümle 1: Üç parça elbiselik kumaş.

Bir edebiyat veya müzik eserinin bir bölümü

Cümle 1: Bu parçayı beğenmedim. Cümle 2: Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım. - R. N. Güntekin

(isim tamlamalarında) Belirtilen durumunda bazen küçümseme ve değersiz sayma anlatır

Cümle 1: Bir kavas parçası. Cümle 2: Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun. - K. Kamu

Az bir miktar

Cümle 1: Yeni Park gazinosunda kasabanın meşhur kara dut şerbeti ile beraber bir parça da içki içilir. - R. N. Güntekin

ay parçası, elmas parçası gibi deyimlerde "benzeri", "bir örneği" gibi anlamlarda kullanılır

Az miktarda

Cümle 1: Söğüt ağaçlarını ve serin kaynağı görünce bir parça durup dinlenmek ihtiyacını hissettik. - Y. K. Karaosmanoğlu