yapmak

1 -i

Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek

Cümle 1: Resim yapmak. Ev yapmak. Yemek yapmak. Cümle 2: Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. - Ç. Altan

Olmasına yol açmak

Cümle 1: Durgun sular sıtma yapar.

Bir işle uğraşmak, meşgul olmak

Cümle 1: Ödev yapmak. İş yapmak. Cümle 2: Yaratıcı hamleler yapmak isteyen bir millet için mutlaka bir şeye inanmak lâzım. - O. S. Orhon

Onarmak, tamir etmek

Cümle 1: Bozulan saatimi saatçi yaptı.

(birincisi -i 'li, ikincisi eksiz olarak aynı nesnenin iki kez tekrarlandığında) Gerçek niteliğini vermek

Cümle 1: İnsanı insan yapan iyi ahlâkıdır. Cümle 2: Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. - R. H. Karay

Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek

Cümle 1: Şu işi yapıver diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. - S. M. Alus Cümle 2: Arkadaşım on dakika içinde istediğimi yapmıştı. - Sait Faik Abasıyanık

Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek

Cümle 1: İyilik yapmak. Şantaj yapmak. Cümle 2: Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. - R. H. Karay

Düzenli bir duruma getirmek

Cümle 1: Yatak yapmak. Yolu yaptılar.

Üretmek

Cümle 1: Ayakkabı yapmak.

Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak

Cümle 1: Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak.

Zarara yol açmak

Etkili olmak

Salgılamak, çıkarmak

Cümle 1: Tükürük bezleri tükürük yapar.

Dışkı çıkarmak

Cümle 1: Çocuk altına yapmış.

Gerçekleştirmek

Cümle 1: İlk ve orta öğrenimini Anadolu'da yapmıştır. - Y. Z. Ortaç

(tehdit yollu) Birini herhangi bir duruma düşürmek

Cümle 1: Ben adamı ne yaparım biliyor musun?

Evlendirmek

Cümle 1: Bu kızı sana yapacağız.

yardımcı fiil

(isim soyundan bir kelimeyle birlikte) bir durum yaratmak

Cümle 1: Hasta yapmak. Zengin yapmak. Cümle 2: Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı. - N. Araz

yardımcı fiil

Edinmek, sahip olmak

Cümle 1: Servet yapmak. Altın yapmak.

yardımcı fiil

Bir kimseye bir meslek kazandırmak; yetiştirmek

Cümle 1: Doktor yapmak.Terzi yapmak. Cümle 2: Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı. - H. Taner

nsz

Davranmak, hareket etmek

Cümle 1: İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz.Uyumuş gibi yapmak.

Olmak

Cümle 1: Bu kış çok soğuk yaptı.

iyilik veya kötülükte bulunmak

Cümle 1: O size hiçbir şey yapamaz. Ben ona bir şey yaptım mı?

yol almak