boşanmak

1 nsz

(karı ve koca) Mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak

Cümle 1: Kadın da artık bıktığı erkekle yaşamak ıstırabından kurtuluyor, boşanıyor, tabiî diğer bir erkeğe varıyor. - Ö. Seyfettin Cümle 2: Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı? - M. Ş. Esendal

(hayvan) Başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak

nsz

Birdenbire ve bol bol akmak

Cümle 1: Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor. - E. E. Talu

nsz

(baskı altında gergin duran bir şey) Birden ve hızla kurtulmak

Cümle 1: Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı. - R. N. Güntekin

(kapalı bir yerde bulunan insanlar) Birden dışarı çıkmak

Cümle 1: Yoksa tımarhane mi boşanmıştı? - Ö. Seyfettin Cümle 2: Nihayet ikindi ezanları okunur, bekçiler bağırır, halk boşanır, kubbelerdeki tepe camı ışıkları kendiliğinden sönerdi. - R. H. Karay

nsz

Dertlerini, yakınmalarını anlatmak

Çok ağlamak

Cümle 1: Gözlerinden yaşlar boşandı birden. - C. Uçuk

Sıyrılmak kurtulmak

Cümle 1: Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı. - Halikarnas Balıkçısı