bozuk

1 Sıfat

Bozulmuş olan

Cümle 1: Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu. - T. Buğra

(bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş

Cümle 1: Ağzındaki birkaç bozuk dişten şüphe ettim. - R. N. Güntekin

Kızgın, sıkıntılı

Cümle 1: Süleyman'ı adada yüzü o kadar bozuk ve korkunç buldu ki. - H. E. Adıvar Cümle 2: Baktık ki, suratın bozuk, vazgeçtik. - Sait Faik Abasıyanık

Madenî, küçük değerli para

Cümle 1: Hiç olmazsa birkaç kuruş bozuk ver! - M. Ş. Esendal

Kötümser, gergin, huzursuz, karışık

Cümle 1: Bozgun sırasında Ankara'da meclisin havası pek bozuktu. - F. R. Atay

2 İsim

Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz