bulaşmak

1 nsz

Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek

Cümle 1: Tabak bulaştı.

-e

İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek

Cümle 1: Yüzüne gözüne yer yer kepek bulaşmıştı. - Sait Faik Abasıyanık

(hastalık) Geçmek, sirayet etmek

Cümle 1: Çocuğa su çiçeği bulaşmış.

-e

Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek

-e

İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak