bulmak

1 -i

Arayarak veya aramadan, bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak; bir şeyi elde etmek

Cümle 1: Kafam her an bir konu bulmak için bin bir çeşit şeye müracaat ediyor. - H. E. Adıvar

Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek

Cümle 1: Paramı buldum.

Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek

Cümle 1: Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum. - Sait Faik Abasıyanık

İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek

İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak

Cümle 1: Kadınlık namına düşündüğüm şeylerin hiçbirini karımda bulamadım. - Ö. Seyfettin

Bir yer, bir noktaya erişmek, ulaşmak

Cümle 1: Böylece yılın ortasını bulduk. - R. H. Karay

Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak

Cümle 1: Ben de bunu akıllıca buldum. - M. Ş. Esendal

Seçmek, uygun saymak

Cümle 1: Bazen onlara yeni ve güzel kıyafetler buluyor. - H. E. Adıvar

Sağlamak, temin etmek

Cümle 1: Sen otur ye, ben yatarken, kendim bir şeyler bulur, yerim. - Sait Faik Abasıyanık

-i

(kabahat, suç, kusur için) Yüklemek

Cümle 1: Bana kabahat bulma, ben böyle olacağını vaktiyle söylemiştim.

Erişmek

Cümle 1: Şifa bulmak. Cümle 2: Dallar uçlara doğru gittikçe inceliyor, gecenin karanlığına karışarak son buluyordu. - N. Cumalı

nsz

Cezaya uğramak

Cümle 1: Allah'tan bulsun. Eden bulur.

Hatırlamak

Cümle 1: Bir türlü bulamadım caminin ismini dersem, inanır mısınız? - Sait Faik Abasıyanık