eski

1 Sıfat

Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan

Cümle 1: Eski yapı. Eski şarap. Cümle 2: Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden? - N. Ataç

Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş

Cümle 1: Eski bir palto. Cümle 2: Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum. - H. Z. Uşaklığil

Bir önceki, sabık

Cümle 1: Anlatışına bakılırsa, eski kâtibe, şimdi fevkalâde şık giyiniyormuş. - H. Taner

Geçerli olmayan

Cümle 1: Eski moda. Cümle 2: Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir. - R. N. Güntekin

Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan

Geçmiş çağlardaki

Cümle 1: Kendimi eski zamanların eski bir gecesinde gayet geç bir saatte sokakta dolaşıyorum sanıyordum. - R. N. Güntekin

İsim

(tamlanan olarak kullanılınca alaylı olarak) Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığını bildirir

Cümle 1: Mebus eskisi. Müdür eskisi.

Mesleğinde uzmanlaşmış, tecrübesi olan

Cümle 1: Eski öğretmen.

Geçmiş dönemlerde yaşayan (kimse)

Cümle 1: Kısa hikâyemize eskilerin çok kullandığı bir üslûp ile başlayabiliriz. - N. Araz Cümle 2: Eskiler arasında beni en çok Fuzulî duygulandırırdı. - S. Birsel