gerçek

1 Sıfat

Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakikî

Cümle 1: Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur. Cümle 2: Gerçekle ve gerçeğin kurallarıyla bağdaşmayan ancak bu adamdı. - T. Buğra

Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici

Cümle 1: Gerçek elmas. Gerçek hikâye.

Temel, başlıca, asıl

Cümle 1: Bir kişinin ahlâklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlâka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır. - N. Ataç

Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan

Cümle 1: Bu peyzajdaki çiçekler son derece gerçek.

İsim

Gerçek durum, gerçeklik, realite

Cümle 1: Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti. - H. E. Adıvar Cümle 2: Bir gerçek içinde yaşıyoruz, duvarlarını yıkıp aşamadığımız bir gerçek içinde. - N. Ataç

İsim

Yalan olmayan, doğru olan şey

Cümle 1: Gerçekler inkâr edilemez. Cümle 2: Bu lâflarda gerçek payı ne kadar çoksa, duygu payı da ondan az değildir. - B. Felek

Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan