islemek

1 -i

İse tutup karartmak

2 -i

Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek

(ince ve süslü şeyler için) Yapmak, nakışlamak

Cümle 1: Para için işlemediğini iddia eden bu fakir ihtiyar, şüphesiz, sanatının âşığıydı. - M. Ş. Esendal

-e

İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek

Cümle 1: Nem elbisenize işlemiştir, yaşlığında deniz suyunun tuzlu tadı ve yapışkanlığı duyuluyor. - R. H. Karay Cümle 2: O uzun ve derin bakış genç adamın taa yüreğine kadar işlemişti. - Y. K. Karaosmanoğlu

nsz

İyi çalışmak, müşterisi bol olmak

Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak

Cümle 1: İşleyen demir ışıldar. - Atasözü Cümle 2: Kıl testereleri işliyor, matkaplar bastırılıyor. - Ç. Altan

Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek

Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek

Cümle 1: Ali Rıza Bey bu ilk çocuğu ile, bir çiçek meraklısı, bahçesiyle oynar gibi oynamış, onu ancak kendi hayalinde yaşayan mükemmel insan maddelerine göre işlemişti. - R. N. Güntekin

İşlek, etkin durumda olmak

Cümle 1: Lütfügiller büyücek bahçelerinin ana yola açılan kapısından işlerlerdi. - Sait Faik Abasıyanık

(çıban) Olgunlaşma yolunda olmak

(yara) Kapanmak

Gidip gelmek

Cümle 1: Şimdi otomobillerin, otobüslerin işledikleri asfalt caddeden bir zamanlar ne kervan, ne insan geçerdi. - S. M. Alus

Hesapları veya kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak

Cümle 1: Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum. - E. Bener