koltuk

1 İsim

Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer

Cümle 1: Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı. - H. E. Adıvar

Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye

Cümle 1: Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı. - Y. K. Karaosmanoğlu Cümle 2: Zavallı Hacı Ömer, dişçinin koltuğunda anestezi bile kabul etmiyor. - R. N. Güntekin

Eski düğünlerde güveyle gelinin konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni

Cümle 1: Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, "koltuk" yapılmıştı. - H. C. Yalçın

(yapıcılıkta) Yan destek

Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip

Koltuklama veya koltuklanma

Cümle 1: O koltuktan hoşlanmaz.

Kayırma, destek

Cümle 1: Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez.

Kenar, tenha yer

Yüksek mevki, makam

Cümle 1: Koltuk kavgası.

Genel ev

Cümle 1: Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur. - H. R. Gürpınar

Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler