siper

1 İsim

Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer

Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda

Cümle 1: Pencereden güneş yahut rüzgâr gelirse şu siper köşeye kaçacak. - R. H. Karay

Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka ve kasket gibi şeylerin önüne yapılan çıkıntı, siperlik

Cümle 1: Sabahtan beri çektiği şaraplarla epeyce başı dönen meşhur kumandan tolgasının siperini geri itti. - Ö. Seyfettin

Askerlerin gidiş gelişinde veya savaşta karşı tarafa hedef olmadan ateş edebilmesi için kazılmış üstü açık hendek

Cümle 1: Ateş yağmuru ikinci kat siperleri geçti. - A. Gündüz Cümle 2: Arkasını çöle veren İngiliz ordusu ise, siperinde musluktan Nil suyu içiyor. - F. R. Atay

Sıfat

Kuytu, korunabilen

Cümle 1: Burası siper bir yerdir.