yol

1 İsim

Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik

Cümle 1: Kara yolu. Deniz yolu. Hava yolu.

Karada insan veya hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer

Cümle 1: Dağ yolu. Keçi yolu. Cümle 2: Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı. - Ç. Altan

Genellikle yerleşim alanlarını bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi

Cümle 1: Yol sonuna kadar asfalt. Cümle 2: Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu. - Ö. Seyfettin

İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer

Cümle 1: Su yolu. Sel yolu.

Yolculuk

Cümle 1: Yola çıkmak. Yoldan kalmak. Yol harcı. Yol tezkeresi.

Gidiş çabukluğu, hız

Cümle 1: Bu vapurun yolu az.

Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem

Cümle 1: Bu işi yapmanın bir yolu vardır.

Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi

Cümle 1: Celâl Beyi sakal bırakma yolunda, kim, hangi örnek özendirdi diye çok düşünmüşümdür. - H. Taner

Uyulan ilke, sistem, usul, tarz

Cümle 1: Duyguların eğitimi de en iyi sanat yoluyla olur.

Gaye, uğur, maksat

Cümle 1: Bu yolda çok emek harcandı.

Uzun çizgi

Cümle 1: Kumaşın yolları.

Kez, defa